Обличать-Обличить

Обличать

İfşa etmek, suçunu ortaya çıkarmak

Обличить

İfşa etmek, suçunu ortaya çıkarmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Обличать Geçmiş Zaman : обличавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Обличать Şimdiki Zaman :
  • Обличать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Обличать Edilgen Şimdiki Zaman : обличаемый
  • Обличить Geçmiş Zaman : обличивший
  • Обличить Edilgen Geçmiş Zaman : обличённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Обличать Şimdiki Zaman : обличая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Обличить Geçmiş Zaman : обличив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Журналист продолжал обличать коррупцию в государственных учреждениях. (Gazeteci devlet kurumlarındaki yolsuzluğu ifşa etmeye devam etti.)

Она смело обличала лицемерие влиятельных людей. (O, nüfuzlu insanların ikiyüzlülüğünü cesurca ortaya çıkarıyordu.)

Эта статья обличает несправедливость современной системы. (Bu makale çağdaş sistemin adaletsizliğini ortaya koyuyor.)

Писатель часто обличал общественные пороки в своих романах. (Yazar romanlarında toplumsal kusurları sık sık eleştirip ortaya çıkarıyordu.)

Он не боялся обличать тех, кто злоупотреблял властью. (O, yetkisini kötüye kullananları ifşa etmekten korkmuyordu.)

Следствие смогло обличить чиновника во взяточничестве. (Soruşturma görevlinin rüşvet aldığını ortaya çıkarabildi.)

Документы обличили компанию в сокрытии важных данных. (Belgeler şirketin önemli verileri gizlediğini ortaya çıkardı.)

Свидетель обличил подозреваемого во лжи. (Tanık şüphelinin yalan söylediğini ortaya çıkardı.)

Фильм обличил жестокое обращение с животными. (Film hayvanlara yönelik zalimce muameleyi gözler önüne serdi.)

Новые факты окончательно обличили его как организатора преступления. (Yeni gerçekler onun suçu düzenleyen kişi olduğunu kesin olarak ortaya çıkardı.)