Обострять-Обострить

Обострять

Kötüleştirmek, şiddetlendirmek

Обострить

Kötüleştirmek, şiddetlendirmek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Обострять Geçmiş Zaman : обострявший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Обострять Şimdiki Zaman :
  • Обострять Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Обострять Edilgen Şimdiki Zaman : обостряемый
  • Обострить Geçmiş Zaman : обостривший
  • Обострить Edilgen Geçmiş Zaman : обострённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Обострять Şimdiki Zaman : обостряя

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Обострить Geçmiş Zaman : обострив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Резкие заявления только обостряли конфликт между соседними странами. (Sert açıklamalar komşu ülkeler arasındaki çatışmayı yalnızca şiddetlendiriyordu.)

Холодная погода часто обостряет боль в суставах. (Soğuk hava eklem ağrılarını sık sık kötüleştirir.)

Неосторожные слова могут обострять уже существующие разногласия. (Dikkatsiz sözler zaten var olan anlaşmazlıkları şiddetlendirebilir.)

Экономический кризис обострял социальные проблемы в регионе. (Ekonomik kriz bölgedeki sosyal sorunları kötüleştiriyordu.)

Недостаток сна обостряет мою раздражительность. (Uykusuzluk sinirliliğimi artırıyor.)

Новая информация может обострить политическую ситуацию. (Yeni bilgiler siyasi durumu kötüleştirebilir.)

Его выступление обострило спор в парламенте. (Onun konuşması parlamentodaki tartışmayı şiddetlendirdi.)

Эта ошибка обострила отношения между партнёрами. (Bu hata ortaklar arasındaki ilişkileri kötüleştirdi.)

Недавнее решение правительства обострило проблему безработицы. (Hükümetin son kararı işsizlik sorununu kötüleştirdi.)

Пренебрежение к правилам обострило конфликт в коллективе. (Kurallara aldırış edilmemesi ekipteki çatışmayı şiddetlendirdi.)