Припугивать-Припугнуть

Припугивать

Gözdağı vermek, korkutmak

Припугнуть

Gözdağı vermek, korkutmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Припугивать Geçmiş Zaman : припугивавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Припугивать Şimdiki Zaman :
  • Припугивать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Припугивать Edilgen Şimdiki Zaman : припугиваемый
  • Припугнуть Geçmiş Zaman : припугнувший
  • Припугнуть Edilgen Geçmiş Zaman : припугнутый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Припугивать Şimdiki Zaman : припугивая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Припугнуть Geçmiş Zaman : припугнув

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Начальник иногда припугивал сотрудников увольнением, чтобы они работали быстрее. (Patron, daha hızlı çalışmaları için çalışanları bazen işten çıkarmakla korkutuyordu.)

Он припугивал соседей жалобой в полицию. (Komşularını polise şikâyet etmekle korkutuyordu.)

Опытный адвокат не припугивает свидетелей, а убеждает их говорить правду. (Deneyimli avukat tanıkları korkutmaz, onları doğruyu söylemeye ikna eder.)

Охранник припугивал подростков, которые регулярно шумели во дворе. (Güvenlik görevlisi avluda düzenli olarak gürültü yapan gençlere gözdağı veriyordu.)

Крупные компании иногда припугивают мелких поставщиков возможным разрывом договора. (Büyük şirketler bazen küçük tedarikçileri sözleşmeyi feshetme ihtimaliyle korkutuyor.)

Он припугнул мошенника, заявив, что немедленно обратится в полицию. (Dolandırıcıya hemen polise başvuracağını söyleyerek gözdağı verdi.)

Учитель припугнул учеников строгим экзаменом, но на самом деле хотел их подготовить. (Öğretmen öğrencileri zor bir sınavla korkuttu, ama aslında onları hazırlamak istiyordu.)

Начальник припугнул его увольнением, однако не собирался выполнять свою угрозу. (Patron onu işten çıkarmakla korkuttu, ancak tehdidini gerçekleştirmeyi düşünmüyordu.)

Она припугнула бывшего партнёра судебным иском и добилась возврата денег. (Eski ortağına dava açmakla gözdağı verdi ve parasını geri almayı başardı.)

Продавец припугнул покупателя тем, что передаст запись разговора его работодателю. (Satıcı, konuşmanın kaydını işverenine vereceğini söyleyerek müşteriyi korkuttu.)