Просвещать-Просветить

Просвещать

Aydınlatmak, bilinçlendirmek

Просветить

Aydınlatmak, bilinçlendirmek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Просвещать Geçmiş Zaman : просвещавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Просвещать Şimdiki Zaman :
  • Просвещать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Просвещать Edilgen Şimdiki Zaman : просвещаемый
  • Просветить Geçmiş Zaman : просветивший
  • Просветить Edilgen Geçmiş Zaman : просвещённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Просвещать Şimdiki Zaman : просвещая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Просветить Geçmiş Zaman : просветив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Учитель старается просвещать учеников не только по учебнику, но и через практику. (Öğretmen öğrencileri yalnızca ders kitabıyla değil, uygulama yoluyla da bilinçlendirmeye çalışıyor.)

Эта организация просвещает людей о вреде курения. (Bu kuruluş insanları sigaranın zararları konusunda bilinçlendiriyor.)

Журналист много лет просвещает общество по вопросам экологии. (Gazeteci yıllardır toplumu çevre sorunları konusunda bilgilendiriyor.)

Книги помогают просвещать человека и расширять его кругозор. (Kitaplar insanı aydınlatmaya ve ufkunu genişletmeye yardımcı olur.)

Музей просвещает посетителей об истории этого региона. (Müze ziyaretçileri bu bölgenin tarihi hakkında bilgilendiriyor.)

Лекция просветила меня относительно современных методов лечения. (Konferans beni modern tedavi yöntemleri konusunda aydınlattı.)

Учёный просветил студентов по сложному вопросу. (Bilim insanı öğrencileri zor bir konu hakkında aydınlattı.)

Эта статья просветила читателей о настоящих причинах кризиса. (Bu makale okuyucuları krizin gerçek nedenleri hakkında bilgilendirdi.)

Разговор с опытным специалистом просветил его и помог принять решение. (Deneyimli bir uzmanla yaptığı konuşma onu aydınlattı ve karar vermesine yardımcı oldu.)

Документальный фильм просветил зрителей относительно последствий изменения климата. (Belgesel, izleyicileri iklim değişikliğinin sonuçları konusunda bilinçlendirdi.)