Соотносить-Соотнести

Соотносить

İlişkilendirmek, karşılaştırmak

Соотнести

İlişkilendirmek, karşılaştırmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Соотносить Geçmiş Zaman : соотносивший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Соотносить Şimdiki Zaman :
  • Соотносить Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Соотносить Edilgen Şimdiki Zaman : соотносимый
  • Соотнести Geçmiş Zaman : соотнёсший
  • Соотнести Edilgen Geçmiş Zaman : соотнесённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Соотносить Şimdiki Zaman : соотнося

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Соотнести Geçmiş Zaman : соотнёсши

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Учёные соотносят результаты эксперимента с предыдущими данными. (Bilim insanları deney sonuçlarını önceki verilerle karşılaştırıyor.)

Студенты учатся соотносить слова с их значениями. (Öğrenciler kelimeleri anlamlarıyla ilişkilendirmeyi öğreniyor.)

Нужно соотносить расходы с доходами семьи. (Harcamaları ailenin gelirleriyle karşılaştırmak gerekir.)

Исследователь соотносит изменения климата с деятельностью человека. (Araştırmacı iklim değişikliklerini insan faaliyetleriyle ilişkilendiriyor.)

Мы должны соотносить свои планы с реальными возможностями. (Planlarımızı gerçek imkânlarla karşılaştırmalıyız.)

Эксперт соотнёс данные отчёта с официальной статистикой. (Uzman raporun verilerini resmî istatistiklerle karşılaştırdı.)

Она соотнесла карту с описанием маршрута. (Haritayı güzergâh açıklamasıyla karşılaştırdı.)

Врач соотнёс симптомы с результатами анализов. (Doktor belirtileri tahlil sonuçlarıyla ilişkilendirdi.)

Мы соотнесли предложенную цену с качеством товара. (Önerilen fiyatı ürünün kalitesiyle karşılaştırdık.)

Автор соотнёс события романа с историческими фактами. (Yazar romandaki olayları tarihî gerçeklerle ilişkilendirdi.)