Сплетничать-Насплетничать

Сплетничать

Dedikodu yapmak

Насплетничать

Dedikodu yapmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Сплетничать Geçmiş Zaman : сплетничавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Сплетничать Şimdiki Zaman :
  • Сплетничать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Сплетничать Edilgen Şimdiki Zaman :
  • Насплетничать Geçmiş Zaman : насплетничавший
  • Насплетничать Edilgen Geçmiş Zaman : насплетничанный

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Сплетничать Şimdiki Zaman : сплетничая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Насплетничать Geçmiş Zaman : насплетничав

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Коллеги иногда сплетничают во время обеденного перерыва. (İş arkadaşları bazen öğle arasında dedikodu yapıyor.)

Я стараюсь не сплетничать о людях за их спиной. (İnsanların arkasından dedikodu yapmamaya çalışıyorum.)

Соседи часто сплетничают о новых жильцах. (Komşular yeni sakinler hakkında sık sık dedikodu yapıyor.)

Она любит сплетничать с подругами по телефону. (Arkadaşlarıyla telefonda dedikodu yapmayı seviyor.)

Не стоит сплетничать, если вы не знаете всей правды. (Bütün gerçeği bilmiyorsanız dedikodu yapmamalısınız.)

За вечер они успели насплетничать о половине соседей. (Akşam boyunca komşuların yarısı hakkında dedikodu yapmayı başardılar.)

Она насплетничала столько, что все гости узнали эту историю. (O kadar çok dedikodu yaptı ki bütün konuklar bu hikâyeyi öğrendi.)

Подруги встретились в кафе и насплетничали о знакомых. (Arkadaşlar kafede buluşup tanıdıkları hakkında dedikodu yaptılar.)

Он насплетничал о начальнике, хотя почти ничего о нём не знал. (Onu neredeyse hiç tanımadığı hâlde müdür hakkında dedikodu yaptı.)

После этой встречи журналисты насплетничали множество подробностей о знаменитости. (Bu buluşmadan sonra gazeteciler ünlü kişi hakkında birçok ayrıntı uydurup anlattı.)