Усматривать-Усмотреть

Усматривать

Görmek, fark etmek

Усмотреть

Görmek, fark etmek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Усматривать Geçmiş Zaman : усматривавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Усматривать Şimdiki Zaman :
  • Усматривать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Усматривать Edilgen Şimdiki Zaman : усматриваемый
  • Усмотреть Geçmiş Zaman : усмотревший
  • Усмотреть Edilgen Geçmiş Zaman : усмотренный

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Усматривать Şimdiki Zaman : усматривая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Усмотреть Geçmiş Zaman : усмотрев

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Эксперты усматривают в этом решении серьёзную угрозу для экономики. (Uzmanlar bu kararda ekonomi için ciddi bir tehdit görüyor.)

Она всегда усматривала добрые намерения даже в критике. (O, eleştiride bile her zaman iyi niyet görürdü.)

Учёные усматривают связь между изменением климата и ростом температуры океана. (Bilim insanları iklim değişikliği ile okyanus sıcaklığındaki artış arasında bağlantı görüyor.)

В его словах трудно усматривать искреннее сожаление. (Onun sözlerinde samimi bir pişmanlık görmek zor.)

Юрист усматривал в действиях компании нарушение закона. (Avukat, şirketin eylemlerinde kanun ihlali görüyordu.)

После долгого анализа специалист усмотрел ошибку в расчётах. (Uzman, uzun bir analizden sonra hesaplamalarda bir hata fark etti.)

Я сразу усмотрел в её предложении практическую пользу. (Onun teklifindeki pratik faydayı hemen fark ettim.)

Комиссия усмотрела признаки конфликта интересов. (Komisyon çıkar çatışması belirtileri gördü.)

Он усмотрел в этом разговоре попытку оказать на него давление. (Bu konuşmada kendisine baskı yapma girişimi gördü.)

Суд усмотрел в действиях обвиняемого умышленный обман. (Mahkeme sanığın eylemlerinde kasıtlı bir aldatma gördü.)