Вразумлять-Вразумить

Вразумлять

Aklını başına getirmek, doğru yolu göstermek

Вразумить

Aklını başına getirmek, doğru yolu göstermek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Вразумлять Geçmiş Zaman : вразумлявший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Вразумлять Şimdiki Zaman :
  • Вразумлять Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Вразумлять Edilgen Şimdiki Zaman : вразумляемый
  • Вразумить Geçmiş Zaman : вразумивший
  • Вразумить Edilgen Geçmiş Zaman : вразумлённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Вразумлять Şimdiki Zaman : вразумляя

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Вразумить Geçmiş Zaman : вразумив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Отец часто вразумлял сына спокойным разговором. (Babası oğluna sık sık sakin bir konuşmayla aklını başına getiriyordu.)

Учитель пытался вразумлять учеников, которые нарушали правила. (Öğretmen kuralları ihlal eden öğrencileri doğru yola getirmeye çalışıyordu.)

Она вразумляла брата и просила его быть осторожнее. (Kardeşine aklını başına getirmeye çalışıyor ve daha dikkatli olmasını istiyordu.)

Друзья долго вразумляли его, но он никого не слушал. (Arkadaşları uzun süre ona akıl vermeye çalıştı, fakat o kimseyi dinlemedi.)

Опытный наставник умел вразумлять молодых сотрудников. (Deneyimli danışman genç çalışanlara doğru yolu göstermeyi biliyordu.)

Разговор с врачом наконец вразумил пациента. (Doktorla yapılan konuşma sonunda hastanın aklını başına getirdi.)

Совет старшего брата вразумил его. (Ağabeyinin tavsiyesi onun aklını başına getirdi.)

Надеюсь, этот случай вразумит его и заставит изменить поведение. (Umarım bu olay onun aklını başına getirir ve davranışını değiştirmesini sağlar.)

Строгое предупреждение вразумило нарушителя. (Sert uyarı kuralı ihlal eden kişinin aklını başına getirdi.)

Учителю удалось вразумить учеников после долгого разговора. (Öğretmen uzun bir konuşmadan sonra öğrencileri doğru yola getirmeyi başardı.)