Забивать-Забить

Забивать

Çakmak, gol atmak, önemsememek

Забить

Çakmak, gol atmak, önemsememek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Забивать Geçmiş Zaman : забивавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Забивать Şimdiki Zaman :
  • Забивать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Забивать Edilgen Şimdiki Zaman : забиваемый
  • Забить Geçmiş Zaman : забивший
  • Забить Edilgen Geçmiş Zaman : забитый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Забивать Şimdiki Zaman : забивая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Забить Geçmiş Zaman : забив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Рабочие весь день забивают гвозди в деревянные доски. (İşçiler bütün gün tahta kalaslara çivi çakıyor.)

Он часто забивает голы с дальнего расстояния. (O, uzaktan sık sık gol atıyor.)

Не стоит забивать голову ненужными мыслями. (Kafanı gereksiz düşüncelerle doldurmaya değmez.)

Мой брат забивает свободное время компьютерными играми. (Erkek kardeşim boş zamanını bilgisayar oyunlarıyla geçiriyor.)

Она постоянно забивает шкаф старыми вещами. (O, dolabı sürekli eski eşyalarla dolduruyor.)

Он забил последний гвоздь и закончил ремонт. (Son çiviyi çaktı ve tamiri bitirdi.)

Наш нападающий забил решающий гол на последней минуте. (Forvetimiz son dakikada belirleyici golü attı.)

Я забил встречу в календарь, чтобы не забыть о ней. (Buluşmayı unutmamak için takvime kaydettim.)

Она забила на мнение окружающих и поступила по-своему. (O, çevresindekilerin fikirlerini önemsemedi ve kendi bildiği gibi davrandı.)

Мальчик забил карманы конфетами перед поездкой. (Çocuk yolculuktan önce ceplerini şekerlerle doldurdu.)