Извращать-Извратить

Извращать

Çarpıtmak, bozmak

Извратить

Çarpıtmak, bozmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Извращать Geçmiş Zaman : извращавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Извращать Şimdiki Zaman :
  • Извращать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Извращать Edilgen Şimdiki Zaman : извращаемый
  • Извратить Geçmiş Zaman : извративший
  • Извратить Edilgen Geçmiş Zaman : извращённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Извращать Şimdiki Zaman : извращая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Извратить Geçmiş Zaman : извратив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Нельзя извращать факты ради личной выгоды. (Kişisel çıkar için gerçekler çarpıtılamaz.)

Некоторые средства массовой информации извращают смысл его слов. (Bazı medya kuruluşları onun sözlerinin anlamını çarpıtıyor.)

Ложные слухи постепенно извращают общественное мнение. (Yanlış söylentiler kamuoyunu giderek çarpıtıyor.)

Он часто извращает содержание исторических событий. (O, tarihî olayların içeriğini sık sık çarpıtıyor.)

Предвзятая критика может извращать наше восприятие искусства. (Önyargılı eleştiri sanat algımızı bozabilir.)

Журналист извратил смысл интервью в своей статье. (Gazeteci röportajın anlamını makalesinde çarpıttı.)

Эта версия событий полностью извратила правду. (Olayların bu versiyonu gerçeği tamamen çarpıttı.)

Он извратил мои слова и представил меня виноватым. (Sözlerimi çarpıttı ve beni suçlu gibi gösterdi.)

Пропаганда извратила представление людей о произошедшем. (Propaganda insanların yaşananlar hakkındaki düşüncesini çarpıttı.)

Неправильный перевод извратил первоначальный смысл договора. (Yanlış çeviri sözleşmenin başlangıçtaki anlamını bozdu.)