Краснеть-Покраснеть

Краснеть

kızarmak, utanmak

Покраснеть

kızarmak, utanmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Краснеть Geçmiş Zaman : красневший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Краснеть Şimdiki Zaman :
  • Краснеть Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Краснеть Edilgen Şimdiki Zaman :
  • Покраснеть Geçmiş Zaman : покрасневший
  • Покраснеть Edilgen Geçmiş Zaman :

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Краснеть Şimdiki Zaman : краснея

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Покраснеть Geçmiş Zaman : покраснев

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Она подарили цветы, и она покраснела. (Ona çiçek verdiler ve o kızardı.)

Я краснею, когда мне делают комплименты. (Kompliman aldığımda kızarırım.)

Когда он увидел её, он покраснел. (Onu gördüğünde kızardı.)

Дети часто краснеют, когда их хвалят. (Çocuklar övüldüklerinde sıkça kızarırlar.)

Она покраснела от стыда. (Utanmadan kızardı.)

Моя сестра всегда краснеет, когда ей кто-то нравится. (Kız kardeşim birine ilgi duyduğunda hep kızarır.)

Мы смеялись, и я покраснел. (Güldük ve ben kızardım.)

Когда я волнуюсь, я краснею. (Heyecanlandığımda kızarırım.)

Он покраснел, когда его поймали на лжи. (Yalan söylerken yakalandığında kızardı.)

Учитель похвалил её, и она покраснела. (Öğretmen onu övdü ve o kızardı.)

Когда он услышал новость, его лицо начало краснеть от гнева. (Haberi duyduğunda yüzü öfkeden kızarıyordu.)

Она краснела от смущения, когда ей пришлось выступать перед большой аудиторией. (Büyük bir kitle önünde konuşmak zorunda kaldığında utançtan kızarıyordu.)

Его щеки краснели от холода, когда он шел по снегу. (Karın üzerinde yürürken soğuktan yanakları kızarıyordu.)

Я краснею при мысли о том, что мне предстоит сделать. (Yapmam gereken şeyi düşündüğümde kızarıyorum.)

Она покраснела, когда ей предложили выступить на сцене. (Sahneye çıkma teklif edildiğinde kızardı.)

Когда он вспомнил о своем промахе, его лицо начало краснеть. (Hatasını hatırladığında yüzü kızarmaya başladı.)

Её слова заставили его краснеть от стыда. (Sözleri onu utanmadan kızarıyordu.)

Когда я увидел её в этом платье, я начал краснеть. (Onu bu elbiseyle görünce kızarıyordum.)

Он покраснел от смущения, когда его попросили спеть перед всеми. (Herkesin önünde şarkı söylemesi istendiğinde utançtan kızardı.)

Когда она рассказала эту историю, её лицо начало краснеть от смеха. (Hikayeyi anlattığında yüzü kahkahadan kızarıyordu.)