Кривить-Скривить

Кривить

Eğmek, çarpıtmak

Скривить

Eğmek, çarpıtmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Кривить Geçmiş Zaman : крививший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Кривить Şimdiki Zaman :
  • Кривить Edilgen Geçmiş Zaman : кривлённый
  • Кривить Edilgen Şimdiki Zaman : кривимый
  • Скривить Geçmiş Zaman : скрививший
  • Скривить Edilgen Geçmiş Zaman : скривлённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Кривить Şimdiki Zaman : кривя

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Скривить Geçmiş Zaman : скривив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Он постоянно кривит душой, когда рассказывает о своих успехах. (Başarılarından bahsederken sürekli gerçeği çarpıtıyor.)

Не криви лицо, лекарство совсем не горькое. (Yüzünü buruşturma, ilaç hiç acı değil.)

Рабочий кривил металлическую пластину, чтобы придать ей нужную форму. (İşçi, metal levhayı gereken şekli vermek için eğiyordu.)

Она кривила улыбку, хотя ей было совсем не смешно. (Hiç komik gelmemesine rağmen gülümsemesini çarpıtıyordu.)

Он часто кривит факты ради того, чтобы представить себя лучше. (Kendisini daha iyi göstermek için gerçekleri sık sık çarpıtıyor.)

Сильный удар скривил край двери. (Güçlü darbe kapının kenarını eğdi.)

Он скривил губы и отвернулся от собеседника. (Dudaklarını büzdü ve konuştuğu kişiden yüz çevirdi.)

Мастер скривил проволоку в форме маленького круга. (Usta teli küçük bir daire şeklinde büktü.)

Эта линза скривила изображение на экране. (Bu mercek ekrandaki görüntüyü çarpıttı.)

Она скривила лицо от неожиданно кислого вкуса. (Beklenmedik ekşi tat karşısında yüzünü buruşturdu.)