Навязывать-Навязать

Навязывать

Dayatmak

Навязать

Dayatmak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Навязывать Geçmiş Zaman : навязывавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Навязывать Şimdiki Zaman :
  • Навязывать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Навязывать Edilgen Şimdiki Zaman : навязываемый
  • Навязать Geçmiş Zaman : навязавший
  • Навязать Edilgen Geçmiş Zaman : навязанный

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Навязывать Şimdiki Zaman : навязывая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Навязать Geçmiş Zaman : навязав

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Он постоянно навязывает коллегам своё мнение. (Meslektaşlarına sürekli kendi fikrini dayatıyor.)

Реклама навязывает потребителям ненужные товары. (Reklam tüketicilere gereksiz ürünleri dayatıyor.)

Я не люблю навязывать друзьям свои привычки. (Arkadaşlarıma kendi alışkanlıklarımı dayatmayı sevmiyorum.)

Некоторые родители навязывают детям профессию, которую выбрали сами. (Bazı ebeveynler çocuklarına kendilerinin seçtiği mesleği dayatıyor.)

Продавец слишком настойчиво навязывает покупателям дополнительные услуги. (Satıcı müşterilere ek hizmetleri fazla ısrarla dayatıyor.)

Он навязал нам свой план, не выслушав остальные предложения. (Diğer teklifleri dinlemeden planını bize dayattı.)

Компания навязала клиенту невыгодные условия договора. (Şirket müşteriye sözleşmenin dezavantajlı koşullarını dayattı.)

Она навязала разговор человеку, который явно хотел уйти. (Açıkça gitmek isteyen kişiyi konuşmaya zorladı.)

Родственники навязали ему решение, о котором он позже пожалел. (Akrabaları ona daha sonra pişman olduğu bir kararı dayattılar.)

Нам навязали дополнительные расходы, хотя изначально о них не предупреждали. (Başlangıçta bizi uyarmadıkları hâlde bize ek masraflar dayattılar.)