Напрягать-Напрячь

Напрягать

Germek, zorlamak

Напрячь

Germek, zorlamak

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Напрягать Geçmiş Zaman : напрягавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Напрягать Şimdiki Zaman :
  • Напрягать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Напрягать Edilgen Şimdiki Zaman : напрягаемый
  • Напрячь Geçmiş Zaman : напрягший
  • Напрячь Edilgen Geçmiş Zaman : напряжённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Напрягать Şimdiki Zaman : напрягая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Напрячь Geçmiş Zaman : напрягши

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Не нужно напрягать глаза при слабом освещении. (Yetersiz ışıkta gözlerini zorlamana gerek yok.)

Он часто напрягает мышцы во время упражнений. (Egzersizler sırasında sık sık kaslarını geriyor.)

Эта работа сильно напрягает мою память. (Bu iş hafızamı çok zorluyor.)

Не напрягай спину, когда поднимаешь тяжёлую сумку. (Ağır çantayı kaldırırken sırtını zorlama.)

Сложные задачи напрягают студентов перед экзаменом. (Zor görevler sınavdan önce öğrencileri geriyor.)

Он напряг слух и услышал тихий шум за дверью. (İşitme duyusunu zorladı ve kapının arkasından hafif bir ses duydu.)

Я напряг все силы, чтобы закончить работу вовремя. (İşi zamanında bitirmek için bütün gücümü zorladım.)

Она напрягла мышцы ног и медленно поднялась. (Bacak kaslarını gerdi ve yavaşça ayağa kalktı.)

Не напрягай зрение, включи настольную лампу. (Gözlerini zorlama, masa lambasını aç.)

Он напряг внимание и заметил ошибку в документе. (Dikkatini yoğunlaştırdı ve belgedeki hatayı fark etti.)