Побуждать-Побудить

Побуждать

Teşvik etmek

Побудить

Teşvik etmek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Побуждать Geçmiş Zaman : побуждавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Побуждать Şimdiki Zaman :
  • Побуждать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Побуждать Edilgen Şimdiki Zaman : побуждаемый
  • Побудить Geçmiş Zaman : побудивший
  • Побудить Edilgen Geçmiş Zaman : побуженный

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Побуждать Şimdiki Zaman : побуждая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Побудить Geçmiş Zaman : побудив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Учитель побуждает учеников самостоятельно искать решения. (Öğretmen öğrencileri kendi başlarına çözüm aramaya teşvik ediyor.)

Эта книга побуждала меня больше думать о будущем. (Bu kitap beni gelecek hakkında daha çok düşünmeye teşvik ediyordu.)

Родители часто побуждают детей заниматься спортом. (Ebeveynler çocukları sık sık spor yapmaya teşvik eder.)

Его пример побуждает коллег работать внимательнее. (Onun örneği meslektaşlarını daha dikkatli çalışmaya teşvik ediyor.)

Сложившаяся ситуация побуждала компанию искать новые решения. (Ortaya çıkan durum şirketi yeni çözümler aramaya teşvik ediyordu.)

Эта встреча побудила его изменить своё решение. (Bu görüşme onu kararını değiştirmeye teşvik etti.)

Разговор с врачом побудил пациента отказаться от вредной привычки. (Doktorla konuşmak hastayı zararlı alışkanlığından vazgeçmeye teşvik etti.)

Высокая стоимость топлива побудила людей пользоваться общественным транспортом. (Yüksek yakıt fiyatı insanları toplu taşımayı kullanmaya yöneltti.)

Его слова побудили меня пересмотреть этот вопрос. (Onun sözleri beni bu konuyu yeniden değerlendirmeye sevk etti.)

Полученные результаты побудили исследователей продолжить эксперимент. (Elde edilen sonuçlar araştırmacıları deneye devam etmeye teşvik etti.)