Присуждать-Присудить

Присуждать

Hükmetmek, ödül vermek

Присудить

Hükmetmek, ödül vermek

SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

  • Присуждать Geçmiş Zaman : присуждавший

    SIFAT FİİL-ПРИЧАСТИЕ

    Fiil Sıfatlar şimdiki ve geçmiş zamanda , aktif ve pasif isimleri tanımlamak için kullanılır ve adından da anlaşıldığı gibi bu sıfatlar fiilden türetilirler. Örneğin okuyan çocuk, oturan adam, çalışan insan gibi.ПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Присуждать Şimdiki Zaman :
  • Присуждать Edilgen Geçmiş Zaman :
  • Присуждать Edilgen Şimdiki Zaman : присуждаемый
  • Присудить Geçmiş Zaman : присудивший
  • Присудить Edilgen Geçmiş Zaman : присуждённый

ZARF FİİL-ДЕЕПРИЧАСТИЕ

  • Присуждать Şimdiki Zaman : присуждая

    ZARF FİİL - Деепричастие

    Zarf fiil ; bir fiilin cümlede zarf görevinde kullanıldığı halidir. Genelde yükleme yöneltilen “nasıl” ve “ne zaman” sorularının yanıtıdır. Fiillere bağ fiil eki eklenerek yapılırlar.ДЕЕПРИЧАСТИЕ ile ilgili dersimize buradan ulaşabilirsiniz.

  • Присудить Geçmiş Zaman : присудив

AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLER YAPAY ZEKA (GROK 2) TARAFINDAN ÜRETİLMİŞTİR.

Суд обычно присуждает компенсацию пострадавшей стороне. (Mahkeme genellikle zarar gören tarafa tazminat hükmeder.)

Жюри ежегодно присуждает этот приз молодым режиссёрам. (Jüri bu ödülü her yıl genç yönetmenlere verir.)

Комитет присуждает стипендии талантливым студентам. (Komite yetenekli öğrencilere burs verir.)

Судья не имеет права присуждать наказание без доказательств. (Hâkimin kanıt olmadan ceza vermeye hakkı yoktur.)

Организация присуждает награды за смелые научные проекты. (Kuruluş cesur bilimsel projelere ödüller verir.)

Суд присудил истцу крупную компенсацию. (Mahkeme davacıya yüksek miktarda tazminat hükmetti.)

Жюри присудило первое место команде из Казани. (Jüri birinciliği Kazan’dan gelen takıma verdi.)

Ему присудили условный срок за это нарушение. (Bu ihlal nedeniyle ona ertelenmiş hapis cezası verildi.)

Комиссия присудила премию молодому исследователю. (Komisyon ödülü genç araştırmacıya verdi.)

Суд присудил детям право жить вместе с матерью. (Mahkeme çocukların anneleriyle birlikte yaşamasına hükmetti.)